
Ortaokuldaki sıra arkadaşımın Amerika'dan getirttiği çizgiromanlarına sardığım zamanlarda keşfettiğim, bilimum ders saatlerimin su gibi akıp geçmesini sağlayan ama ötesinde tutkuyla bağlandığım bir seri idi Sin City. Birkaç sene sonra filmi de -açıkcası beklentilerimin çok ötesinde- kalbimde ayrı bir odacığa yerleşiverdi. Geçen hafta farkettim ki Arkabahçe Yayıncılık Sin City'e el atmış ve seriyi türkçe olarak yayınlamaya başlamış. Dayanamadım aldım ve böylece günah şehrine bir yolculuk daha yapmış oldum. Hayatımın bir kaç senesine yayılmış bu yolculuğu 3. defa tekrarlamış biri olarak her seferinde ayrı zevk aldım. Hele ki bir sahnede, şaşmadan, her defasındaki gibi yine ağzımın suları aktı.. Paylaşmak istedim.. Blogların amacı bu değil mi zaten?
Adamım Marv, büyük aşkı Goldie'nin ölümünün peşine düşmüş sorumluları ararken, 'besin zincirinin' bir basamağında Peder'e ulaşır. Kilisede, günah çıkartma hücresinin iki ucundaki diyalog şudur;
(Marv silahını çektikten sonra)
Marv: Just give me a damn name!
Peder: Roark.
Marv: Roark? You are really pushing your luck, trying to feed me garbage like this. It can't be that big..
Peder: Find out for yourself, you sorry bastard! There's a farm out at north cross and lennox. It's all there. Find out for yourself and while you're at it...
...ask yourself if that corpse of a slut is worth dying for.
ve bu dialog sonrası screenshot'ını koyduğum sahne,
Marv:
(BLAM) worth dying for.
(BLAM) worth killing for.
(BLAM) worth going to hell for.
amen.
p.s: i <3 marv.
(BLAM) worth dying for.
(BLAM) worth killing for.
(BLAM) worth going to hell for.
amen.
p.s: i <3 marv.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder